Alman Ustabaşı 1. Bölüm

Bakır fabrikası haliç  kıyısında çok kimseye ekmek kapısı olmuştu

Tamam Haliç’ in  suyunu kirletmiş, havasını bozmuş, öğlen vaktinde bile güneşi kapatacak kadar havayı  dumanlı  yapmıştı. Ama yine de ekmek kapısıydı .

Hasköy’ i Hasköy yapan, fakirliği azaltan yaşam kaynağı idi.

****************************************************************************************

Hızlı adımlarla yürüyordu. Zaten hep hızı yürürdü.

Burası alta insan boyunu aşan başları boru  gibi  geniş kıvrık yanlarındaki demirden tablası olan gürültü makinaları  ile en  az 500 kişinin  çalıştığı  bakır işleme ünitesiydi. Üst katta fabrika müdürünün odası vardı.

Gri yazahane kapısı kulakları çizen bir sesle açtı.

Müdür; Yurtdışı görmüş, batı medeniyetine aşık, süslü tombul kır saçlarını her gün limonla yatıran kısa biriydi. Masasının arkasında Öne doğru eğilmiş yok yok adeta gömülmüş bir şekilde  oooo hoş geldin ustam dedi.

Rami usta fabrikanın birçok bölümü olmasına rağmen tek ustabaşı daha doğrusu herşeyi idi. Makinaların bakımı, tamiri, makinelerin sıralamaları ile üretim hattının genişletilmesi duruma göre de daraltılması  hatta bazen makine çizimleri ile fabrikanın mamul çıktısını artırılmasına yardım ederdi. Bel kemiği  idi diyebiliriz  Minyon yapılı, ince kemikli  sarı saçlı mavi gözlü,  dalgın bir adamdı. Üzerinde lacivertten açık maviye geçiş yapmış fabrika önlüğü vardı.

Şu Almanya’dan gelen makinayı kurması çalıştırması işçilere öğretmesi ne kadar da uzun sürmüştü. Kapının girişinde durmuş şimdi müdür bunlardan bir tane daha geldi demesin diye içinden geçirdi. Kendisi yapsa daha az vakit alacaktı.

Müdür: Ustam Alaman makinasına bir bak hele. Gece vardiyasınde teklemiş yine.

Peki dedi. Usta usulca odadan çıktı.

Hemen işe koyuldu.

Hakketten de makine işlevini  tam yerine getiremiyordu. Talimatları gözden geçirdi. Bu şekilde üretim zamanla azalacak ve gelecek günlerde sıkıntı doğuracaktı.

Boylu boyunca fabrikayı yürüdü. Sağında solunda adete metal yutan canavarlar ve onları besleyen kadınlı erkekli işçi grubun  arasından geçti. Tüm fabrika bir duman bulutunun içinde yaşıyordu sanki. kulakları uğuldatan metal kesme sesi insanı hemen kaç  kaç arkandan canavar koşuyor hissi uyandırıyordu. Önce metalde de olsa basamakları kullanmaktan eğrilmiş dönerli merdivenden yukarı çıktı. Gri yazahane kapısını açtı. Kulak yırtan ses duyuldu yine  Müdürüm ben baktım Alaman makinasına  parça ekleyerek halledebiliriz, en yakın zamanda parça siparişi vermeliyiz dedi tam içeri girmeden.

Müdür adete dev gibi kükreyerek HAYIRRRR HAYIRRR dedi. Alamanya ya yazı yazalım. Onlar yüksek Alaman mühendisi bilirler. Bu bildiğin makinelere benzemez dedi.

Rami usta peki dedi ama içi içini de yiyordu. yazı yazılacak, mühendis gelecek, o zamana kadar üretimde toplamda bayağı azalacaktı. Telafiyi nasıl yapacaktı? Kafasında tüm bu düşünceler Hadi bana eyvallah dedi. çıktı müdürün odasından.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s