Alman Ustabaşı 2. Bölüm

Yağmur çiseliyordu. Denizden gelen ayaz insanın yüzünü yalıyordu. Sabahın 6 sı idi. Birazdan  gece vardiyasından gündüz vardiyasına değişilecekti. Alaman ustanın gelişinin 2. ayıydı. Kaldığı hotel, emrine verdikleri şoför, gittiği bar, içkisi her şeyi olay olmuştu. Olmuştu olmuştu ama makine olmamıştı. Üretim hattının hızlanması için alınan makine  kuzu kuzu yatıyor. Üstüne birde mühendisin harcamaları cabası olmuştu. Bahçede kafasında bunlarla boğuşurken yavaş yavaş gelen işçiler ‘  Selamın aleyküm  ustam ‘   diye sesleniyorlardı. Kafasıyla her birini selamlıyordu.  Atkısı kasketi birbiri ile bütünleşmiş halde, adete  gri paltosu ile tek parça  gri bir blok halinde yürüyordu kalabalığın arasında.

Büyük bahçeden fabrikaya hızlı adımlarla yürüyordu. Her sabah yaptığı gibi. Önce paltosunu çıkardı. sonra solmuş mavi renkli önlüğünü giydi.  Preslerin başına gitti, göstergeleri kontrole başladı. Tüm fabrika o korkutucu sesi ve gri bulut ile çalışmaya başladı.

Boğuk  ve kalın zil sesi duyuldu. Gündüz  paydosu bitti.  Tüm fabrika çalışanları , düşman işgalinden kaçan insanları andırır gibi çıkış yaptı. Yüzlerinde oh bugünde bitti. Haftalığa biraz daha yaklaştık.  ifadeleri ile tek bir kişi kalana kadar gittiler. Geride kalan tabi ki  Rami usta idi. Hep en son o çıkardı. Bir sonraki vardiyaya eksik bir şey kalmasın diye uğraşırdı. Fabrikanın bahçesinde sabahkine benzer bir kargaşa yaşandı yine . Sabahtan farkı zamanın  akşam  olması idi.

Rami usta evinin yolunu tuttu. Önce bir yokuş çıktı. yerleri Arnavut kaldırım taşlarından oluşmuş. dar bir sokaktı. sonra asfaltı yeni tazelenmiş yer yer çukurları olan büyük caddeyi geçti. Sonra tekrar başka bir taşlı ara sokak.  Sokağın sağında solunda yarı beton  yarı tahtadan hatta evlerin  bazılarının tahtaları  Yağ tenekelerinin kesilip yassılaştırılarak düz hale getirilmesi ile oluşan metal plakalarla kaplanmışlardı. Bu plakalar  yağmurdan kardan daha iyi  korurlardı evi.

Her yağmur damlasının  sesini de tabi ki 2 kat daha güçlü duyulmasını sağlardı. Zamanla kararır evin yüzüne sanki yaralı bir  hava veririrdi. Sene sonunda da kardan delinir yaz bitiminde yenisi ile değiştirilirdi.  İnsana eve yara bandı yapıştırmışsın hissi verirdi. Zamanla kararan bir yara bandı.

İşte iki katlı evine gelmişti. Köşe başında,  dış duvarı sarı kabartmalı zarif merdivenli  ev.

2 çeşit mezesi, balığı, böreğiyle agır agır rakısını içmeye başladı. Ev halkı en çokta karısı Alamanın yeni maceralarını merak ediyordu. Karısı doğrudan soramazdı. Rami usta yavaş yavaş açılmaya başladı. Bu makine bu Alamanla olmayacak. Peki ama nasıl olacak ağzından mırıltı ile söylenme arasında bir tonda bu sözler çıktı. Masada hayran hayran onu izleyen karısı ‘ Sen yap o zaman  daha öncede üsten kapaklı pres makinesi yapmadın mı ? Gavurun aklına gelmeyen senin aklına geliyor. Yap göster şunlara. Her dakika Alamana güvenmesinler Bak adamın içtiği biranın haddi hesabı yok. ‘ dedi.

Rami ustanın kadehine biraz daha rakı ekledi. Şişeyi masadan kaldırdı. Başkada konuşma olmadı.

Sarı kıvırcık saçları geniş alınlı, kahverengi gözlü çenesi sivri gelen ince dudaklı boylu bir hanım idi Rami ustanın karısı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s