Alman Ustabaşı 3. bölüm

Bütün gece uyuyamadı. Dikti gözlerini tavana kafasında kukuletası üzerinde çizgili entarisi sedef sırmalı yorganının altında dönüp durdu. Hanımda rahatsızdı ama sesini çıkarmadı. Şükürler olsun sabah olmuştu.

Kafasının meşgul eden şeyi çözmenin bir tek yolu vardı. Takım çantasını çizim kâğıdını, kurşun kalemini aldı. Attı kendinin makinanın önüne. Önce yaptığı kontrollerin dışında parçala-topla yöntemini uyguladı. Sonra Alamanın getirdiği çizimlerle karşılaştırdı. Hemen makinanın yanına bırakmış. Bir daha da bakmamıştı. Ne çok yazı vardı üzerinde ama bazı harfler daha doğrusu semboller tanıdıktı. Bulmaca çözer gibi çözmeye başladı. Fabrikanın öğlen yemeği zilini dahi duymamıştı Herkese USTA yemek dedi. O ise mırıltılar içinde işim var sonra sonra dedi.

Galiba bir arada müdür de uğramıştı. Neyseeee biz devam edelim. Ustabaşının hikayesine…

Yapılmayacak iş değildi. sadece zaman alacak dı….

Bu yoğunluk bir hafta kadar sürdü. Ustabaşımız biraz daha zorlasa Almancayı sökecekti. Teknik bilgileri gerçekten de hayranlık uyandırıcı idi.

Alman mühendisimiz kısa boylu, geniş suratlı kırmızı burunlu ve kızıl saçları ile şişman bir tilkiyi andırıyordu.

Bu Türkiye macerası onu daha da şişmanlatmıştı. Artık yürümek yerine yuvarlanacak bir dereceye gelmişti. Kahverengi pantolon ceketinden oluşan kıyafetinin gömleğini değiştirerek kullanıyordu. Saç traşı da gelmişti. ama pek berbere gitmeye niyeti yoktu. Her sabah olduğu gibi sakal traşı ve kabarık saçları ve göbeğiyle hantal bir görüntü veriyordu.

Müdür cephesinde ise durum ilk zamanlarda verdiği hayranlık ve güvenli ellerdeyiz mesajı yerini yavaş yavaş acaba yanlış mı yapıyoruz a dönüşüyordu. Almanya durumu rapor etse miydi? Aklı karışıktı. Sabır dedi içinden Sabırrr….

Yıldırım hızıyla odaya Ustabaşı girdi. ‘Çalışıyor’ efendim dedi.

Müdür masadan hafifçe doğruldu. ‘Efendim ne ‘ dedi.

Ustabası’ Müdürüm makine çalışıyor.’ dedi.

Hemen ardından Alaman mühendis de odaya girdi. O da aynısını Almanca olarak söyledi. Müdürün yüzündeki ohhh bee bu işi de hallettik ifadesi vardı. Karşılıklı olarak suratlar gülücükle doldu. Mühendis artık bana müsaade, ülkeme dönmeliyim, Müdür de hakkınızda çok iyi bir rapor yazacağım bize çok faydanız dokundu, içtiniz biralar helal olsun anlamında bir kaç laf etti. Almanca helal olan kısmını pek çeviremedi ama neyse odada bir sevinç ve savaş sonrası başarı vardı.

Şoför geldi. Mühendisi aldı. Önce hotel ardından havalimanı, Uçak selametle gitti.

Ertesi gün, Nihayet müdür ile ustabaşı başbaşa kaldı.

Ustabaşı ‘ Müdürüm unuttunuz dedi’

Müdür ‘Neyi diye sordu.

Makineyi yaptığım için tebrik etmeyi unuttunuz.

Neeeee dedi. Adeta gözleri yuvalarından fırlayacaktı. Yanakları al al burun delikleri hızlı hızlı hareket etmeye başladı. Bir boğa kadar sinirli idi.

Neden bunu o Alaman bozuntusu buradayken demedin. Adamın 3 ayda yediği parayı , ülkenin şişmanı bile yemedi.

Müdürüm fırsat olmadı. Alamanda benle aynı anda makine çalışıyor deyince işler karıştı.

Ramı: Neyse müdürüm bir daha alet teklerse artık o zaman düşünürüz.

Müdür:’ Ama aman diyim ustam ne bu alet bir daha teklesin ne de bir daha alaman bir mühendis göreyim.

Rami ustanın suratında gülüyüm mü yoksa ciddi olayım mı der gibi bir ifade ile müdürün odasından çıktı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s