Maç 3. bölüm

Allah Başhekimin duasını kabul etmiş olacak ki 2001 ekonomik krizi patladı.
Ardı ardına bankaların batması, dövizin fırlaması, herkese eyvah ne oluyoruz dedirtti. Piyasalar adeta çıldırmıştı. Hiç bir şeyin değeri kalmamıştı. Kimse mal almak yada mal satmak istemez olmuştu.
Sağlık bakanlığından gelen müfettişler evrak ve kayıtlara öyle üsten bir baktılar. Zaten ceplerindeki para azalmış. Kredi kartları dolmuş ki değil işlerini yapacak kafa, yaşayacak istekleri bile kalmamıştı.
Enis Bey hiç sevmezdi teftişi, gelsin doktorlar karşısına durumu anlatsınlar, uzun uzadıya..
EEE sonuç Bir sürü Latince saçmalık. Ben iktisat mezunuyum. Niye devlet müfettişi oldum sanki, diye geçirdi içinden.
Pantolonundan taşan göbeği, Kısa bacakları, kısa kolları olan, yanakları hafif sakalla örtmüş, kumral saçlı, yeşil gözlü bir adamdı. Ucuz bir takım elbise ile dolaşıyordu. Ona göre ise giyimi Vakko kadar kaliteli idi. Birde o fıstık yeşili kravatı takmasa çok iyi olacaktı ama neyse artık.
Ismail Beyse işini ciddiyetle yapan saçsız, yüzünde şark çıbanı denen ve 1950 öncesi Doğuda doğan tüm çocukların suratında olan yara izli biriydi. Bataklık sineği ısırır, önce iltihaplanır, sonra da cilt yüzeyinde bir daha düzeltilemeyecek yara izi bırakırdı. Tıpkı oyuk gibi.
1.90 metre boyu. Azametli yapısı ile girdiği tüm yerlerde dikkatleri üzerine çekerdi. Bir nevi çirkin kral edası vardı adamda. Yıllanmış gri takım elbisesi, parlak siyah pabuçları ile hızlı hızlı toplantıya girdi. Başhekim ve kadrosundaki 10 tane doktorla durumu incelediler. Daha doğrusu toplantının ilk 5 dakikası bunu yaptılar. Konu birden bire krize geldi. Konuştular, konuştular sonra hepsi ciddiyetlerini takınarak yemek saati dediler ve yemekhanenin yolunu tuttular.
Tikli Başhekim merdivenlerden hızla inerken;önden meşhur küfürlerinden birini savurarak, Yardımcısına Yırtık Dedi.
Önce müfettişin raporu daha sonra olayın bir haftayı doldurması her şeyi unutturdu.
Yağmurlu acı bir soğuk Cuma Selasına yetiştirdiler merhumu
Ailesi, Sevdikleri, tüm arkadaşları onu uğurladı.
İmam söyleyecek pek bir şey bulamadı.
Cemaat korkuyordu. ama yinede de aralarındaki fısıltıda şu soruyu da sormaktan kendilerini alamadılar.
Rahmetli futbolu da sevmezdi de, bilmezdi de.
Neden o gole o kadar sevinmişti.
Yoksa futbolun büyüsü mü sarmıştı bedenini :))
Kimi gizli severdi dedi.
Kimi bahse girmişti dedi.
Nedenini kimseler bilemedi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s