2- Takip

Aklına dokuzuncu doğum günü partisinde babasının ona hediye olarak aldığı kedi geldi.
Gününü nasıl da zehir etmişti. Ellerini tırmıklamış ve partideki diğer çocuklara da tıslamıştı. Herkesi kaçırmıştı.
Sarı patileri, yuvarlık surati, sıcak bakan kahverengi gözleri vardı.
Evdeki eşyaları kemirmiş, tuvalet terbiyesini asla öğrenmemiş, herkese tırmık atmıştı. Kedi kedi değil, adeta bir bela idi.

Halbuki ne umutlarla alınmıştı.

Babasının ona aldığı son doğum günü hediyesi başbelası bir kediydi .

10 ay sonra bir trafik kazasında babasını kaybetti.

Annesi 3 yıl sonra bir çocuk doktoru ile evlenmişti. Üvey babası ile arası mesafeliydi. Nasıl olmasın ki. Adam çocuk doktoru. Beyaz önlüklü işte. 12 yaşındayken de sevmemişti. Hala da sevmezdi. Mesafeli durmak en iyisi idi. Annesi için ona katlanıyordu.

Üvey babası ile kedinin arası hep çok iyi idi. Eve gelince ayaklarına dolanıyor,onun için mırrrr sesi çıkarıyordu.

Neden kedi onu değilde üvey babasını sevmek için seçmişti, hiç anlamadı.
Neyse bu da nankör bir kedi çıkabilir. Ben en iyisi dokunmayayım, dedi.

Aklında bir sürü soru dolaşıyordu .

1-Bu hayvanın geri kalanı nerde?
2- Tehlikeli bir tür mü?
3- Yerel bir hayvan mı?
4- Keşfedilmemiş bir türle mi karşı karşıyayım?

Tüm sokak boyunca devam ediyordu kuyruk.

Sonu gövdesindedir, diye düşündü. Terside olabilirdi tabi.
Karşısına gövde mi yoksa kuyruğun ucu mu çıkacak, bilemeden yürüdü.
Sokak boyunca kuyruğu takibe başladı. Yürüyordu.
Yokuş yukarı çıktı. Sonra yol onu geniş bir caddeye çıkardı. Hemen sağda idi kuyruk , o da yolun sağına geçti. Kuyruk kıvrımlarına neşeli neşeli devam ediyordu.

Önce aklına lisede pota altında saatlerce bekletip buluşmaya gitmediği kız geldi. Çelimsiz, zayıf bir kızdı. Hep yeşil tişört giyerdi. Ayakkabıları yeşildi. Delikleri aşınmış kahverengi bir kemerle tutturulmuş kot pantolonlu kız. Küt siyah saçları, soluk benzi ve fırlak dişleri ile tüm gün okulda gülümserek dolaşırdı. Gözlerini anımsamadı. Acaba gözleri nasıldı?
Sonra kilisede koroya katılır gibi ağzını oynatıp söylemediği ilahiler.
Niye tüm bunlar kafasına geliyordu ki. Sadece bir kuyruğu takip ediyordu. Vicdan muhasebesine gerek yoktu. Dilini dahi bilmediği bir ülkede çalışıyordu. Ögrenmesi de gerekmezdi. Çevresindeki herkes ortak bir dilde anlaşıyordu onunla: İnglizce.

-Neden ben dedi. Neden bu gece ?

Bu kuyruk neden benim her gece geçtiğim sokakta birdenbire belirdi. Üstelik karanlık bir gec ye ay doğdurdu.
Belki de o doğdurmadı. Ben dikkat etmedim. Belkide zaten bu gece dolunay vardı. Ben farkında değildim.
Sokaklar geçildi. Kuyruk kimi zaman dar kimi zaman daha yeni asfaltlanmış çift şeritli yol oluyordu.
Değişmeyen tek şey kıvrılması idi.
Hala ürkütücü bir görüntüsü vardı.
Yoruldu.
Ağzından
– Daha seni ne kadar takip etmemi istyorsun, diye bir cümle çıktı.
Kuyruk:
– Bir çocuk sesi ile kıkırdadı… Hııııı Hııııııı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s